İSTANBULLULAR MÜTEŞEDDİT

İstanbullular ekonomik yükü taşıyamıyor. Yaşam koşulları derinleşiyor. Ağır bedeller aileleri perişan ediyor....

İSTANBULLULAR   MÜTEŞEDDİT
Bu içerik 1872 kez okundu.

              

Bir çok   şair ve  yazara konu olmuş İstanbul’u anlatmak  sayfalar  almaz.  Cihanın aşık olduğu şehir.  Milletlerin  görmek ve gezmek için hasret kaldığı  kutsal şehir. İstanbul   Roma , Latin,  Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına ev sahipliği yapmış  medeniyetler beşiği bir şehirdir. Tarihinden aldığı güzellikleriyle gelecek nesillere ışık tutan ,  kültürel  mirasıyla gözleri kamaştıran  ve büyüleyen bir şehir.  Dünyanın başkenti konumunda olan bir şehirden bahsediyorum.  Peygamberin gözünde görülen bir kutsal şehirden söz ediyorum.  Herkesin yaşamak için gıpta ettiği ve vuslat kaldığı bir   kıtalar arası bir şehri konu ediyorum.

Efsane olan bu şehri yazmak ve çizmek   için kelimeler  yetersiz kalıyor.   Tarihini ,  doğasını, kültürünü, ticaretini , sanatını, şairini , kahramanını, mollasını ve farklılıklarını anlatmak yıllar alır.  Hangi satırlara sığdırabilirim ki   enerjisini , tarihi yapısını , büyüklüğünü, gecelerini ,semtlerini ,mekanlarını , eserlerini ve trafiğini.   Çeşitli milletlerin  nazarında ekol olan bir şehirdir.

Böylesine derya gibi derin olan bir şehirde yaşamak ve mutlu kalmanın sırlarını  çözmek ve ayak uydurmak  gerekir. Katre katre insanların akın ettiği   ve çeşitli ırkların yaşadığı şehirde çevresel düzenlemeler ve uygulamalar yapmak  son derece önemlidir. 

Son yıllarda yükselen  dev  binalar  , kavşaklar, tüneller, yollar, köprüler  ve betonlaşan  bir şehir görüntüsüyle dikkatleri çekiyor.  Bu şehrin dokusunun değişime uğradığını fark ediyoruz. Bu değişimin bedelini ve yükünü yaşayan  herkes ödüyor.  Değişen dünyadaki ekonomik koşullar ve ülkemizdeki uygulanan düzenlemeler ve kanunlar vatandaşların   yaşam şartlarını  İstanbul’da zorlaştırıyor.  İstanbul’da yaşam maliyeti zorlaşıyor.  Yaşam koşulları ağırlaşıyor.  Sıkışan dünya ticaretiyle birlikte  daha  fazla hissediliyor.  Binlerce sanayici ve üreticiye ev sahipliği yapan İstanbul’un istihdam gücüne verdiği katkı ortadadır. Binlerce asgari ücretle çalışan   veya esnaflık yapan ailelerin refah seviyesi iniş göstermektedir.  Milyonlarca insanın gelir oranları düşerken gider tablosu hızla yükseliyor.  Devlet mantığı her türlü yöntemle para toplamanın  yollarını düşünürken, aileler artan ekonomik şartların üstesinden  gelmenin hesabını yapıyor.

Son dönemlerde yapılan hizmetler sosyal devlet mantığıyla değil vatandaşların yıllar içerisinde ödemesi yöntemiyle yapılıyor.  Ailelerin ödeme kalemleri  geçiş , köprü  , otopark , yol   , su, elektrik, doğalgaz, eğitim, sağlık, internet, cezalar,  telefon ve gıda ücretleri  olarak artış çoğalıyor. Bu kalemleri aylık bazda inceleme yaptığımızda   fakir ve fukaranın üstesinden kalkması çok zor hale dönüşüyor. 

Devlet para toplayarak bütçe artışı yaparken milletin bütçesi bitiyor. Kişi başına düşen milli gelir ifadesinin    reel bazda hiçbir anlam ifade etmeyeceği ortadadır. Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele  verirken böylesine artışların ziyade olması çok manidardır.

İstanbul içerisinde köprüler ve yollar tamamı   parasız olmak zorundadır. Türkiye cumhuriyeti sosyal hukuk devletidir. Sosyal hukuk devletinde yollar avama hitap eder. Avama hitap eden hizmetleri devlet yapmak ve servis etmek zorundadır. 

İstanbul halkını zora sokan şart ve unsurlardan derhal geri adım atılması gerekir.  Referandum sürecinde   İstanbul halkı  bir ikaz işareti yapmıştır.  Tüm bu olaylar karşısında kırmızı  ışık yakmıştı. 

2019 seçimlerinde yönelik İstanbul seçmeni sandığa giderken  bu paradoxslarla  oy verecektir. Bu ekonomik paradoxs  yeni dönemi  işaret  edecektir.  Bu yazdıklarımı dikkate almayanlar 2019 seçimlerinde  hayal kırıklığına düşecektir. Bu paradoxs karşısında   çare ve çözüm üretenler 2019 seçiminin galibi olacaktır. Nihayetinde  İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybetmiş olacak.  Bu sorunları taakkul  edemeyenler düşlerinin peşlerinde koşmaya devam edebilir. 

Netice itibariyle İstanbul  halkı  yaşanan paradoxslar karşısında müteşeddit bir haldedir. Avamın maslahatı hususunda beyanat-ı Yusuf’u  dinlemek efdaldir.  Cemiyetin efdali için çare üretiniz. Ferdi beşerin maslahatı için kanun ve düzenlemelerden geri durunuz. Adil düzeni kurmak ve uygulamak için yeni  çarelere bakınız.

 Biz ne diyorduk ‘Herkes konuşur, gerçekleri  Yusuf Uzun yazar’’.

 

YUSUF UZUN

İSTKOP BAŞKANI

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Zekayi DURAK     0000-00-00 Evet herkez konusur Yusuf uzun gercekleri yazar doğru Ama Sn Uzun tespitlerinizde elbet hakliliginiz var yazinizin tamamini okudum. Hızla betonlasan Medeniyetlere ve imparatorluklara ev sahipligi yapmış Istanbul bu gun bu halde olmamaliydi her bir semtinde yasam farkliligi kültürel farklilik ve insanlarin sinfa ayrildigi kozmopolit bir şehir olarak kalmış Halbuki Hz Muhammed Ne demisti Konstantina ne guzel sehir onu fetheden komutana ve asker ne güzel asker demisti Biz Turk devleti olarak devaml
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
SEVGİ
SEVGİ
AKŞAM  OLDU
AKŞAM OLDU