İL BAŞKANLARININ SİYASİ GÜCÜ

Siyasi parti il başkanlarının imtiyaz hakkı yoktur. İl başkanları aşırı güç zehirlenmesi yaşıyor. Elleri her alana uzanıyor....

İL BAŞKANLARININ SİYASİ GÜCÜ
Bu içerik 2527 kez okundu.

. 

İL BAŞKANLARININ SİYASİ GÜCÜ

İl Başkanları  8 ayaklı ahtapot gibi her tarafı gözetliyor...

Değişim o kadar hızlı ilerliyor ki, hadiseler ve olaylar bir birini takip ediyor.Kimi zaman en sorunlu tiplerin siyasi ve bürokratik güçlerin kapısını açıp şoförü olduğunu görüyoruz.Çevreye gidip ,bu yalakalığının bedelini farklı şekilde ranta çevirenler kulağımıza geliyor. il başkanlarının çevresinde yoğun rant ekibi dolaşıyor.  Bunun adına iş takibi deniliyor. 

 Her yeni olay bir öncesini gündem dışı bırakıyor. Habersiz ve olaysız neredeyse hiçbir günümüz geçmiyor. Haber kaynakları harıl - harıl işliyor. Dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeleri takip ederken , içerideki bazı unsurları gözden kaçırıyoruz. Her hangi bir siyasi partide il başkanı seçilmek büyük bir ayrıcalık oldu. İktidar partisinin il başkanı demek; tüm yetkilere hakim olmak demektir. İldeki siyasi, ticari ,idari kontrolü ve gücü yetkisi altına almak anlamına geliyor. Resmi olarak olmasa bile fiili olarak tıkır -tıkır süreç böyle işliyor.

Devletin kamu kurum ve kuruluşlarındaki tüm personelin korkulu bir rüyası haline geliyor. Kimi zaman siyasi yaptırım gücünü elinde tutan il başkanı hukuksuzlukların ,adaletsizliklerin ,yolsuzlukların ve peşkeşlerin baş mimarı konumunda oluyor. Siyasi partinin il başkanı yargıya müdahale edebiliyor. Hakim ve savcılara telkinde bulunabiliyor. Davaların akışına ve kişilerin tutuklanmasına yön verebiliyor. Şehrin adalet mekanizmasını isteği üzerine felç edebiliyor. Şehrin hakim ve savcılarının atamalarında etkili ve yetkili oluyor.

Şehrin ve ilçelerin belediye başkanının üzerinde bir kudret ve forsa sahip oluyor. Birim müdürlerinin ve çalışanların iç meselesine rahatça müdahil oluyor. Siyasi güçle istediğini işe alma ,istemediğini işten çıkarta biliyor. Siyasal iktidarın gücüyle ihale ve projeleri kimlerin alacağına ve tahsilat işlemlerin ayarını iyice yapıyor. Parasal işlemlerde baskıyı ve gücü sonsuz kullanıyor. Belediye personeli ve başkanları il başkanlarıyla zıt düşmemek için ; İl başkanlarının talimatlarıyla görev ve yetkilerini kullanırlar.

İl başkanları il ve ilçelerdeki tüm resmi kurumların ve sivil örgütlerin tepesinde oturur. Hepsini kartal gibi süzer ve izler. Atamalarını ve işlerini perde arkasında sır gibi dizayn eder. İrili ufaklı tüm seçimlere müdahil olur. Kendisinden olmayan bir örgüt veya kurum müdürü görevde varsa ; o şahıs hapı yutmuş ve ayvayı yemiş demektir. İllerdeki tüm liyakatsizliklerin ve yolsuzlukların rol model bir aktörüdür. Siyasal partinin il başkanı veya iktidar yanlısı il başkanı ,vicdanlı değil veya Allah korkusu kalbinde zayıfsa ;her şeyi yapabilir. Bu durum İl başkanlarının himayesinde şehirlerde korku imparatorluğunun oluşumudur.

Bir şehirde milletvekili, emniyet müdür ve mensupları , vali ve idari müdürleri, valilik çalışanları , yargı mensupları , İl ve ilçe belediye başkanları ve parti mensupları, sivil toplum kuruluşları ve kamu çalışanları il başkanından bağımsız hareket etmiyor. Şirin görünmek için eğilmeler ve bükülmeler oluyor. Toplumda siyasi infaz dalgalanmaları oluşuyor. İl başkanları istediği kişileri rahatça fişleyebiliyor.

Bir çok şehirde il başkanları tek yetkili olarak krallık ilan ediyor. Merkezden aldıkları güçle imtiyaz hakkına sahip oluyorlar. Kendi taraftarlarıyla şehirlerde hegemonya oluşturuyor. Rant işlerinde baş rol aktör olarak ortaya çıkıyor. Her kesiminin üzerinde beylik kuruyor. Başta İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde siyasi parti ilçe başkanları aynı görevi yapıyor. Kısacası demokrasi , adalet , yürütme, yasama ,ticaret , siyaset ve yargı işleri böyle yürüyor. Oylarda hababam düştükçe düşüyor.

Bu devirde il başkanı olmak büyük anlam ifade ediyor. Siyasal partilerin demokrasi karşısında sınavı başarısızlıktır. Her parti demokrasiyi birer kalkan olarak kullanıyor. Söylemle icraat birbirini asla tutmuyor. Siyasilerin en zayıf yönü sıkışınca ; bayrak , din ve demokrasi hayranı ve kahramanı kesilmesidir. Her kesim partisinin veya grubunun dava olduğu iddia eder ama fiili icraata bakıldığında ne kitaba nede sünnete sığar. Hal böyle olunca kimse kendi çöplüğünü düzeltmeden başkanın çöplüğüyle uğraşır duruma oluyor.

Demokrasinin icra olduğu yerde kimse kimsenin karşısında eğilmez. Vatandaş bükülmez. Kimsenin imtiyaz hakkı olmaz. Adalet ve yargı bağımsız işler. Ayağında lastik ayakkabı ile ilkokul okunur. Garibanlık içerisinde lise okunur. Bin bir çileyle gurbette üniversite okunur. İlim ve bilim için yıllarca hizmet edilir. Başta saç , gönülde aşk kalmaz. Ana ve baba ; oğlum doktor, mühendis , hakim , savcı ,ekonomist , avukat ve vali oldu diye sevinir. Ancak makamlara atanmak için il başkanının iki dudağına bağlanır. 

Bunun adına demokrasi, ahlak, yönetim , adalet ,  ve talim deniliyorsa batsın böyle dava anlayışı.  Maalesef ülkemizde demokrasinin D’si, yönetimin  Y’si ,Adaletin  A’sı, Talimin T’si , ahlakın A’sı kaldı.  Netice geriye  ‘’DAYAT’’  modeli  oldu.

 

Recep Tayyip Erdoğan Süleyman Soylu Hulusi Akar Devlet Bahçeli Kemal Kılıçdaroğlu Temel Karamolaoğlu Meral Akşener il başkanları Aşırı güç imtiyaz yetki yasama yürütme
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
SEVGİ
SEVGİ
AKŞAM  OLDU
AKŞAM OLDU