KAÇAKLAR MESKENİ AVRUPA

Osmanlının yıkılışıyla birlikte 90 yıllık cumhuriyet tarihimizdeki gelişmeler ve sorunların neticesinde sıkıntılı olanların meskeni ve kurtuluş yolu Avrupa’ya intikal olmuştur.

KAÇAKLAR  MESKENİ  AVRUPA
Bu içerik 1636 kez okundu.

                KAÇANLARIN MESKENİ AVRUPA

Osmanlının yıkılışıyla birlikte   90 yıllık cumhuriyet tarihimizdeki gelişmeler ve sorunların neticesinde sıkıntılı olanların meskeni ve kurtuluş yolu Avrupa’ya  intikal olmuştur.

Türkiye’den göç edenlere karşı Avrupa Birliği ülkeleri kapıları ve imkanları suçluları koruma ve kollama noktasında  sınır tanımadılar. Ülkemizin aleyhinde bir çok olayların perde arkasını oluşturdular. Özelikle teröre bulaşan, yargıdan kaçan, darbelere çanak tutan, Avrupa’nın , çalışmadan ekmeğini   yiyenlerin   yuvası oldu. Böylece ülkemiz adına terör örgütlerinin yuvalandığı alan oldu.

15 temmuz darbe süreciyle birlikte bu kaçışlar çoğaldı. Gülen cemaatine ait bir çok etkili ve maddi imkanları  güçlü isimler  Avrupa’ya sığınarak yeni bir ticaret ağı ve lobisi oluşturdular. 2009 kriziyle boğuşan Avrupa Birliği ülkeleri  için bu lobi büyük bir fırsat haline geldi. Onlar için bir nevi can suyu  oldu. Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomisine canlılık ve yeni yatırımlar ve istihdamlar sağladı.

Bu kadar kaçanların ileri ki yıllarda neler getirip getirmeyeceğine birlikte göreceğiz. Yargı , yasama , yürütme ve demokratik kuralların uygulanmasıyla yeni bir alem doğa bilir. Bir çok insanın bu yaşanan olaylardan rahatsızlık  duyması ve tepkilerini  görmekteyiz.  Avrupa Birliği içerisinde yaşayan bir çok insanın gözlerinde bir korku   vardır.  Tedirginlik hat safa da görülmektedir.

Orta doğu ülkelerinden savaşlardan kaçanların bir çok nakit parası Avrupa’ya kaydı. Zengin iş adamlarına yol verdiler. Tüm fırsatları onların lehlerine kulandılar. Bir yandan bombaladılar diğer yandan zenginlerin nakit paralarına  yeni yol açtılar. Fakir ve fukaraya kapılarını kapadılar.

Türkiye’ye düşmanlık besleyen Avrupa Birliği Yönetimi  bu anlamsız tutumundan ve davranışından vaz geçmesi gerekir. Türkiye  gibi güçlü ve büyük bir devleti ve milleti karşılarına almak;  onlar için aslında büyük bir kayıptır. Avrupa’nın büyümesinde ve kalkınmasında Türk Milletinin emeği büyüktür. Gerginlik ve dalaşma politikalarından uzak durulması gerekir. Ekonomik ve lobi anlamında Dünya’da hızlı bir değişim görülmektedir. Bu değişimi az zararla kapatan ülkeler kazançlı çıkar. İçe dönük ve milli değerler ve menfaatler çerçevesinde    politikalar izlenmelidir.

Ak Parti hükümetinin  ve Sn. Cumhur Başkanımız  Recep Tayyip Erdoğan’ın  terör örgütlerine karşı söylemlerini dikkate almaları gerekir.  Terör örgütlerine karşı Avrupa ülkeleri kararlı ve samimi duruşlarını ortaya koymalıdır. Terör hiçbir zaman hedef getirmez. Hedefe ulaşmak için araç olarak kullanılır .  Bu araç bazen kaosu birlikte getirir. Kaos ortamı hiçbir ülkeye fayda sağlamaz. Barış ve huzuru yok eden bir pan  zehir etkisi yapar.

  Bu dönemde liberal demokrasiye, bağımsız yargıya, özgür düşünce ve fikirlere, evrensel hukuk formlarına her devletin sahip çıkması gerekir.

Toplumlar sevgiyle ,  saygıyla bağlanır, adalet ile yönetilir. Şayet adalet askıda ve sözde olursa cihan da   ne barış olur ne de huzur olur.

 Sathı müdafaa  için birlikte mücadele şarttır. Devletlerin yönetimine tahammül ve saygı unsuru yerleşmelidir.  Hırs , kin ve nefret bertaraf olunmalı. Öfke , şiddet ve hakaret ile devletler yönetilemez.  Evrensel barış milletlerin kaderidir.

           

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
AKŞAM  OLDU
AKŞAM OLDU
YUSUF
YUSUF