05 Şubat 2020, 10:17 tarihinde eklendi

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR...

Yazımıza başlamadan önce şehitlerimize Allah’tan rahmet acılı ailelerine sabırlar diliyorum.

Şimdi gelelim konumuza... Partili Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sonunda ağzındaki baklayı çıkardı. Öyle cümleler kurdu ki; herkesi bir daha şaşkına çevirdi! Türkiye’yi hâyâl kırıklığına uğrattı.

HAÇLI RUHU HORTLADI!

Dış politika Arap saçına döndü. İntikam niteliğinde ikili ilişkiler ve politikalar tam gaz. Siyaset mekanizması bataklığın içinde. Politikalar iyice çamurlaştı. Çözüm üretmek sinekten yağ çıkartmak gibi. Zalimler azıyor. Emperyalist ve siyonist güçler kan peşinde koşuyor. Toplumsal şiddet artıyor. Güçlünün şahlandığı , mazlumun  ve zayıfın ezildiği  ana tanık oluyoruz. Ülke liderlerini zor günler bekliyor. İnsanlık karanlık dönemi yaşıyor.

SEYİRLİK POLİTİKA...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve avanesi  dış politikadaki gelişmeleri vaktinde ne gördü ne de anladı. Yanlışa yanlışla karşılık verilmeye başlandı. Yanlışı eleştirenleri ise çok ağır eleştirdi. ABD’nin ağzıyla yol izledi. ABD liderine “Dostum Trumpt” diye hitap etmesi dahi, çok üzücü ve manidar. Kime “dostum” diyorsa onlardan büyük zarar görüyor.

DOSTLAR DÜŞMÜN OLDU

Siyasal iktidar Irak, Mısır, Suriye ve Libya yönelik saldırılar olduğunda; o ülke liderlerini yalnız bıraktı. Türkiye dostluk ilişkilerini sürdürür iken; neden düşman konumuna getirildi? Libya, Irak ve Mısır liderleri öldü. Ne kazandık, ne kaybettik? Tatilci Esad’ın gitmesi için 5 yıldır bağırılıyor. Ne kazandık Suriye politikasıyla… Çok sayıda şehitler verdik. 50 milyar dolara yakın bedel ödedik. Milyonlarca mülteci ülkemize giriş yaptı. Şimdi kapımıza dayanan binlercesi daha sırada bekliyor.

RUS RULETİ ÖLDÜRÜYOR!

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya ile samimi dostluk ilişkileri kurdu. Onlarca toplantı ve ziyaretler yaptı. Antlaşmalar icra edildi. Samimi pozlar verildi. Astana ve Soçi sürecinde çalışmalar yürütüldü. Erdoğan’ın Rusya’ya yönelik yaptığı açıklama, her şeyi su yüzüne çıkardı. Sanki 100 yılın itirafı niteliğinde oldu. Bir nevi Rusya’nın sadık olmadığını ifade etti. Demezler mi insana “Günaydın Sayın Erdoğan’’ Esad’ın kalması için en büyük aktörün Rusya ve İran olduğu bilinen bir gerçek. Bu desteği sağır Sultan dahi biliyor. Türkiye Suriye’de bir adım mesafe  bile kat  edemedi.

MASKELİ ANLAŞMALAR SARMALI

Rusya, Ortadoğu ve Akdeniz’de yer edinmesi için Türkiye ile iyi ilişkiler yürütmek zorunda. Maskeli ve sözde samimi ilişkiler... Türkiye’yi bir üs olarak kullanmak istiyor. Rusya samimi olsaydı Suriye’de savaş olmazdı. ABD oraya giremezdi. Sözde dost olan Rusya, Suriye’de Esad’ı ve Libya’da  Hafter’i destekliyor. Kurnazlık ve çelişkiler ile yürütülen politika bir yerde tıkanır. Tunus, Libya, Mısır, Suriye ve Irak’ta yürütülen politikalardan bir milli çıkar ve fayda oluşmadı. Türkiye ticaret ve siyaseten kaybeden ülke oldu. Tarihi kültürel ilişkilerimiz bozuldu. Türkiye’nin dostları azaldı. Düşmanları çoğaldı. Unutmayalım “Barış Pınarı Harekâtı”nda kimler ülkemize destek verdi, kimler karşı geldi?  Siyasal iktidar muhalefete laf yetiştirmek ve eleştirmek yerine; şapkayı öne koymak zorunda.

-“Megri, megri” ve Yaylalar Türküsü’nü muhalefet söylemedi.

-Mobil mahkemeleri muhalefet kurmadı.

-Zurna ve davulla dağdaki teröristleri muhalefet karşılamadı.

-Barzani’yi Çankaya’da kırmızı halı sererek muhalefet kabul etmedi.

-Barzani ile dost, Bağdat hükümeti ile muhalefet ters düşmedi.

-Kuzey Iraktaki (PKK, PYD) teröristlerin Suriye’ye konvoy halinde geçmesini muhalefet sağlamadı.

-Tank palet fabrikasını film ve fırıldak işleriyle muhalefet vermedi.

-Ülkenin en güzel yerlerini yabancılara muhalefet satmadı.

-250.000$ Türk vatandaşlığını muhalefet sağlamadı.

-Milyonlarca mülteciyi ülkeye muhalefet sokmadı.

Geri dönüşüm anlaşmasını muhalefet yapmadı.

-Gülen cemaatini muhalefet eleştirir iken; hükümet her türlü maddi desteği sağladı... Kol yola yağan yağmurda birlikte yürüdüler. Pensilvanya’dan gelen talimatlara göre atamalar yapıldı.

-Hendekleri şehirlerde muhalefet kazımadı.

-Seçim kazanmak için TRT ekranlarında muhalefet bildiri okutmadı.

-Muhalefet mektupları gizlemedi.

-“Ver papazı, al kızı” hikayesini muhalefet yapmadı.

-Dolayısıyla, ferasete dayanmadan bir dış politika kaybetmeye mahkûmdur. Gerçek 100 yılın ciddi hataları ortada. Geçmişi bırakıp, hatalardan arınarak geleceğe dönük işler yapılmalı. Ülkenin enerjisi ve potansiyeli dış ülkelerin iç meselesi ile tüketilmemeli. Sevmesek bile, seviyormuş gibi davranmak durumundayız. Her önemli milli mesele ulu orta konuşulmamalı. “Ansızız geliyorum”, “Giriyorum” gibi tabirler meydanlarda kullanılmaz. Tabana oynama ve halkı aldatma bırakılmalı. Demogoji ve ironiye son verilmeli. Özetle, ayaklar yere basmalı ve gerçekler görülmeli.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *