27 Ekim 2020, 4:43: tarihinde eklendi

ÖNCE YARDIM, SONRA BOYKOT

ÖNCE YARDIM, SONRA BOYKOT

SIKIŞINCA MİLLET AKLA GELİYOR....

  Sıkıntılı günlerden geçtiğimiz bir dönemde ülkemizin ve milletimizin refah ve huzuru için; doğruları yazmak dini ve milli bir görevdir.  Kalemimizi hiçbir çıkar ve menfaat beklemeden oynatırız. Bunu alem-i cihan bilir.Fikirlerimizi, düşüncelerimizi ve tavrımızı ortaya özgürce koymalıyız. Tarafımız millet ve devlet  lehinde net ve açıktır. Siyasetçinin görevi  geçmiş hatalardan ders çıkarmak ve doğruları savunmak.

Siyasal iktidar iç siyaseti kin , nefret, gerilim, hakaret  ve algı operasyonlarıyla  sürdürüyor. Kendi kitlesi milli ,  muhalefet cephesini ise gayri milli olarak görülüyor. İç cephede ötekileşme ve kutuplaşma sürekli tırmanıyor. Devletin kurumlarını, sosyal yardımları ve ticari fırsatları devamlı kendi taraftar kitlesine kullandırıyor. Dişlerine göre hukuk sistemi , keyiflerine göre hizmet anlayışı…

   KPSS sınavlarında yüksek puan alanlara kadro verilmez iken , vasıfsız partililere kadro veriliyor. Şimdi bu,  din, adalet ve eşitlik   anlayışı  olur mu ? İstediğine kadro vermek ve istediğini memurluktan atmak ancak krallık ve kabile devletlerinde  görülür. Sosyal ve hukuk devletinde böylesine rezalet yaşanmaz.  Devletin bürokratları ve kurum yöneticileri iktidar partisinin birer neferi gibi davranıyor. Devlet bireysel hakları savunmak ve korumakla yükümlüdür. 

Sosyal ve hukuk devletinde yollar, tüneller, parklar, caddeler ve meydanlar ; toplumsal kullarıma açık ve bedelsiz olur. Yandaş şirketler tıkır tıkır para kesiyor.  Osman Gazi köprüsü ve Bursa arası gidiş- geliş yaklaşık olarak bir otomobil ücreti  320 TL. İstanbul ve çevresinde yapılan tüm otoyollar aşırı pahalı. 

  Artık millet aşırı vergiler ,cezalar ve zamlar ve maliyetler yüzünden inim inim inliyor. Devlet bireylerin üzerinde aşırı yük olmaya başladı. Bireylerin yükünü hafifletmek yerine, daha da artırdı. Tabandan tepkiler ve eleştiriler yükseliyor. Siyasal iktidarın kitlesinde dahi vızıltılar çoğalıyor. 

 Bu coğrafyada Türkiye’nin düşmanları hiçbir zaman bitmedi, bitmeyecek. Türk ve İslam düşmanlığı, yaşadığımız sürece gündemde az veya çok olacak. Bu coğrafyanın kaderi böyledir. Dostu ve düşmanı iyi ayırt etmek , tüm siyasilerin ve bireylerin asli görevidir. Dış ilişkiler, siyasi ve kültürel konular buna göre dizayn edilir. Ticari ilişkiler olumlu yada olumsuz yönde oluşur. Dış politika kısa vadeli ilişkiler üzerinden yürütülmez. Esasında bu dediklerim , basiret sahibi ve zeki insanları işidir.Dış politika, askeri hamleler ve teknolojik gelişmeler gizli olarak yürütülür. Siyasal iktidarın en büyük hatalarından birisi; son yıllarda her şeyi ulu orta konuşması ve dillendirmesidir. Düşmanın uyanmasına ve tavır almasına açık davettir. Dış siyasi gelişmeler  iç siyasi malzeme haline dönüştüğünde, ülkeler arası gerilimler ve dalaşmalar devreye giriyor.  Dış politikada  siyasal iktidar son yıllarda  resmen çuvallamıştır. Sınıfta kalmıştır. Devletler arası bir üstünlük ve başarı elde edememiştir. Refahı tabana yayamamıştır. Arap baharıyla birlikte izlemiş olduğu politika kökten yanlış ve sonu görülemeyen bir bataklığın içerisine ülkeyi getirdi. Dost olduğumuz bir çok ülkeyle bizleri düşman ettiler. Siyasi ve ticari ilişkilerimiz koptu. Komşularımız ile bağlarımız koparıldı. Dünyada yalnızlaştık. Hedef Türkiye’nin Araplar ve Kuzey Afrika ülkeleriyle bağlarını ve ilişkilerini kökten bitirmekti. Bölmenin ve parçalamanın  tek yolu ; ABD ile stratejik ortaklık projesi Türkiye’nin rotası ve yönünü değiştirme hedefiydi.

Düşmana yardım göndermek erdemlilik sayıldı. Şehitlerimizin katillerine bile tıbbi malzeme gönderildi. Millete iban numarası vermek ve para toplamak... 

  Çocuğunun rızkından keserek devlete yardım eden vatandaşın suçu nedir. Fakir , fukara ve yoksul dururken ; kurban paraları  , bağışlar ve camilerden toplanan paraları  millete sormadan dış ülkelere göndermek hangi akla hizmettir. 

Bu paraları ve malzemeleri gönderir iken millete seslendiniz mi acaba ? Ekonomik krizle boğuşur ve salgınla mücadele verilirken,  milletin parasını yabancılara neden gönderdiniz ? Kime yarandınız  ? Kaç ülke yanınızda? Yardım ettiğiniz ülkeler dahi düşmanlık beslemiyor mu size? 

Taraflı partili Cumhurbaşkanı Sn. Erdoģan ve avanesi  55 ülkeye  yardım ediyoruz diye övgüyle bahsediyordu.  Bu yardımları  dağıtırken hiç millete sorulmadı. Bu aziz millete düşmanlık besleyen , pyd, pkk ve teröre destek veren ülkelerde vardı.  Fransa’ya yardım yapılırken millete neden sormadın ? Şimdi boykot  kararı  için  milletten destek istiyorsunuz. Düşmana yardım eli uzatılmaz. Düşmandan dürüstlük ve ahlaki davranış beklenmez. Aşı için kapısında beklediğimiz Fransa’yı nasıl boykot edeceğiz?  Şanzelizeye ulaşmaz bu hamasi tavırlar üstad…

Yardım  gönderilen  55 ülkeden kaç  ülke size Suriye'de ve Ege meselesinde destek oldu? Parmakla göstereceğiniz bir kaç AB ülkesi bile yok. Düşünüp  öğüt almanız için  bu mesele size  yeterlidir.

Bu milletin alın  terini, bize düşmanlık besleyen ülkelere yardım göndermek , Türk  siyasi tarihine kara leke olarak yazıldı.

Boykotu  her daim ederiz. Dinimize ve milletimize yönelik her hareketin karşısında olmak büyük bir erdemliliktir. Ancak yöneticiler yükümlülüklerini ve sorumluluklarını iyi tahlil etmeli. Vesselam

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *