27 Mayıs 2021, 1:54: tarihinde eklendi

PEKER PATLADI, AMPUL ÇATLADI (!)

PEKER PATLADI, AMPUL ÇATLADI (!)

GÜÇ VE KUVVET EBEDİ  DEĞİL...

Liberalizmin en önemli amacı sınırlı ve sorumlu devlet anlayışıdır.  Liberalizmin temel felsefesinde   kişi  veya grupların  bireyler üzerinde tahakküm kurmasına karşıdır.   Hangi koşullarda olursa olsun veya üstün özellikte olsun  kişilerin veya grupların emri değil  kuralların üstünlüğünü savunur. Bunun siyasi anlamı  hukukun hakimiyeti ve hukuk devletini üstün kılar. Demokrasi seçimle kişilerin iş başına gelmesidir. Liberalizm  seçimle iş başına gelmeyi yeterli  saymaz.  Kuralların sınırlı ve  yönetimlerin kurallara ve kanunlara göre dizayn edilmesini ön görür.  Tüm kuralların ve kanunların özünün insan  temel hak ve eşitliklerine  göre uygulanmasını ön görür.

 Bireysel haklara karşı saygılı olunmayı ve anayasal bir devlet anlayışını hedef alır. Liberal demokrasi  demokrasiye karşı temel insan haklarında daha etkin rol alır.   Liberal düşünce felsefesine göre bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin  korunması , ancak hukukun  üstünlüğü ve hukuk devleti  vasıtası ile  olur. Liberalizm insanların alım satım ve ticaret yapma düşüncesinde piyasa ekonomisini  özgür bir şekilde ve  siyasetten bağımsız olarak  işlemesini   savunur. 

Demokrasinin en büyük  negatif fonksiyonlarından birisi  zayıf karakterli  demagogların  toplum içerisinde güç  sahibi haline gelmesidir. Partilere sıçrayan ve yükselen  kişilerin zenginleşmesi ve yetkileri kendi lehlerine kullanmasıdır. Demokrasilerde   çoğunluğun  diktatörlüğü şeklinde ortaya bir netice çıksa da,   bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının en güvenceli bir yoludur.  Çıkarın olmadığı bir yerde yönetmek ahlaklı, bilgili, yetenekli insan için bir yüktür. Zorbalıktan başka devlet düzenlerinde kimse isteyerek iş almaz üstüne.  Devletleri zora sokan kötü ve bilgisiz yöneticilerin kendi  çıkarlarını  ve menfaatlerini gözetmek uğruna iktidarı ele geçirmeleridir

Genelde kanunlar zenginlerin istediği gibi çıkar.  Fakir insanların urban bölgelerde yaşayan insanların etkisi kanunlar üzerine çok zayıftır. Demokrasilerde çoğu kanunlar çıkar ve menfaat doğrultusun da  değişime uğrar. Kurallara göre değil taleplere göre değişir. Her çağda her devlet biçimi uyruğunu motive etmek, koyduğu yasalara uyulmasını sağlamak ve bir takım militarist eylemler uğruna yurttaşlarının hayatını feda edebilmesine meşruiyet zemini oluşturmak zorunluluğu hissetmiştir.  Irk ve soyluluk devlet yönetimlerinde kan üzerinden  ortaya çıkar.  Irk ve soyluluğu kullanarak  oligarşik ve monarşik bir yönetime dönüşür. Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar. Diktatörlerden savaş çığlıkları yükselir. Adalet yok olur.  Adalet benim diye ortada soytarılar dolaşmaya başlar. Çakalların , sırtlanların , kunduzların ve tilkilerin geceleri seslerinin yükseldiği  görülür.

Demagogların  artış gösterdiği yerde oligarşi hakim olur.  Oligarşinin olduğu yerde dere beylikler ortaya çıkar. Dere beyliklerin olduğu yerde sürekli çatışmalar ve iç savaşlar olur.

Adaletin zayıf olduğu yerlerde mafyalar, çeteler ve faili meçhuller, cinayetler, çatışmalar ve kaos ortamı oluşur. İlim ve bilim susar, silahlar konuşur. Güç gösterisi ve tehditler sokaklara dolar. Şarlayanlar ve hokkabazlar cirit atar. En büyük sermayeleri kan. göz yaşı, acı ve feryattır.

Zehir tacirleri ,uyuşturucu baranları ve terör sevicilerinden kurtulamayan ve hesaplaşmayan  devletlerde  adalet, huzur ve güven ortamı olmaz.

Sedat Peker'in  açıklamalarını  gizli ve sır işlerin gün yüzüne çıkması için  hükümetin , yargının  ve meclisin devreye girerek  araştırması gerekir. Hükümet beraber yürüdüğü kişiyle yüzleşmeli. tüm şaibeli işler ve iddialar aydınlatılmalı.

 Şayet insanların bir çoğu içiyorsa devlet yönetimlerinin ortaya çıkardığı  eşitsiz, haksız ve  adaletsiz uygulamalar sayesindedir.  Eşek arılarının  zamansız ortada dolaşması,  bal arıları için her zaman bir tehlikedir.  İnsanların inlerinde beklemesi   hayra alamet değildir. Bu ülkede insanların bir çoğu zindanlarda medet  “Ya   Allah” diye haykırıyorsa , geleceğimiz  hepimizin  karanlıktır. 

Sular yükselince balıklar karıncaların yer, Sular azalınca karıncalar balıkları yer. Kimin kimi  yutacağını  gün gelecek hepimiz  şahit olacağız.  Güç ve kuvvet hiçbir zaman ebedi değildir.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *